Uzun yıllar Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan astsubay eşiyle birlikte zorlu bir hayat mücadelesi veren Coşkun, çocuk sahibi olabilmek için 7 yıl tedavi gördü. İlk bebeğini kaybeden Coşkun’un bugün üç çocuğu bulunuyor. Yaşadığı tayinler, maddi sıkıntılar, dolandırıcılık, aile içi sorunlar ve çocuklarının zorlu süreçleri hayatındaki travmalar arasında yer aldı.
İzmir’e yerleştikten sonra içindeki ukde olan “okuma” isteği hiç sönmeyen Coşkun’un hayatı, Narlıdere Kent Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren tiyatro grubuyla tanışmasıyla değişti. Çocukluğunda tiyatroya duyduğu ilgi, yıllar sonra yeniden karşısına çıktı. Bir arkadaşının düğününde tanıştığı tiyatro çevresi aracılığıyla tiyatro eğitmeni Şaziment Duran’la yolları kesişti.
Tiyatro çalışmalarında metinleri okurken yaşadığı zorlanmalar, Coşkun için bir dönüm noktası oldu. Bazı kelimeleri telaffuz edememesi ve anlamlarını bilmemesi, onu yıllardır içinde taşıdığı eğitim hayalini gerçekleştirmeye itti. “Okumanın yaşı yok” diyen hocasının desteğiyle halk eğitim merkezine başvuran Coşkun, 14 Ocak’ta açılacak okuma-yazma kursuna kayıt yaptırmaya hazırlanıyor.
Tiyatro sayesinde hayata bakışının değiştiğini belirten Coşkun, “Artık çok mutluyum. Eve gittiğimde bu mutluluğu ailemle paylaşıyorum. Hayatımda bana yol gösteren bir dokunuş oldu” dedi.
Tiyatro eğitmeni Şaziment Duran ise yıllardır farklı yaş gruplarından insanlarla çalıştığını belirterek, “Okumanın yaşı yoktur. İnsan nereden başlarsa gelişim oradan başlar. Bir insanın hayatına dokunabiliyorsak bu bizim için onur verici” ifadelerini kullandı.
Rabiş Coşkun’un hikâyesi, eğitimden mahrum bırakılmış bir çocuğun, yıllar sonra sahne ışıkları altında yeniden hayata tutunuşunun ve “geç değil” demenin en güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.